GÖRSEL YORGUNLUĞUN PİLOT PERFORMANSINA ETKİLERİ

Fizyolojik yorgunluk organizmalarda fonksiyonların normal bir şekilde sürdürülmesini engeller. Aşırı optikal stimülasyon ya da uzamış görsel çabalar vizüel sistemin yorgunluğu ile sonuçlanır (özellikle gözler ve göz kasları). Vizüel yorgunluk terimi vizüel sistemin fonksiyonlarının verimli ve yeterli bir şekilde sürdürülememesi olarak açıklanır.

Vizüel yorgunluk değerlendirilirken; yorgunluğun kişisel hissedilme farklılıkları, görsel iş yükünün süre ve şiddeti, gözün aşırı kullanımıyla ilişkili vizüel sistemin fizyolojik değişiklikleri dikkate alınır.

Görsel yorgunlukta konjuktival dokuda kaşıntı, bulanık görme, çift görme ve orbital bölgede baş ağrısı gibi farklı kişisel semptomlar hissedilebilir. Uzun süreli uçuşlarda, kötü hava koşullarında uçuşta, gece uçuşlarında, sis ve güneşe doğru uçuşlarda görsel yorgunluk sık görülmektedir. Bu gibi durumlarda vizüel sistemin uçuş emniyeti için önemi daha da artmaktadır.

Gözün aşırı kullanımında vizüel sistemde geçici değişiklikler olur. Görsel iş yükü arttığında oküler motor fonksiyonlar geçici olarak bozulur, akomodasyon (odaklama) yeteneği azalır. Akomodasyon refleksinin yavaşlaması ya da gecikmesi, ekstraoküler kas balansının bozulması, görüntüyü bir noktada birleştirme ya da ayrıştırma yeteneğinin bozulması gibi değişiklikler meydana gelir.

Kişisel göz hastalıkları görsel yorgunluğun gelişme riskini arttırır. Bu hastalıklar refraksiyon kusuru, ekstraoküler kas balansı bozukluğu ve kötü göz koordinasyonudur. Kişisel self-imposed stresörler (uçucunun kendi kendine yüklediği stresler) görsel yorgunluğun artmasında etkilidir. Bu stresörler arasında; uykusuzluk, ilaç kullanımı, alkol kullanımı, sigara ve diyet yetersizlikleri (vitamin A) vardır.

Uçağın ön camında çatlak veya buğulanma, kokpit ve cihazların aydınlatılmasında bozulma, ışıkların aşırı kontrastı ya da gözlükten ışık yansımaları, kirli ya da çizik ekipmanlar, kokpit içi sıcaklık ve nem gibi çevresel faktörlerin uygunsuzluğu, kokpit içi kırmızı ışıklar, güneş gözlüklerinin uygunsuz olması, gözlüklerin derecelerinin göz için uygun olmaması gibi insan faktörleri görsel yorgunluğu arttırır.

Belirti ve Bulgular:

Görsel yorgunluk belirtileri gözlerde yanma, kaşıntı, kuruluk ve ağrıyı kapsar. Kaşıntı gözlerde kum varmış gibi hissedilmesine neden olur. Aşırı gözyaşı, bulanık görme, çift görme, göz kapaklarının ağırlaşması, frontal ya da orbital baş ağrısı ve görsel rahatsızlık diğer yaygın belirtilerdir.

Görsel yorgunluğun bulguları arasında konjuktival konjesyon (kırmızı göz) ve oküler motor fonksiyonların bozulması vardır. Oküler motor fonksiyonlar; akomodasyon (odaklama), bir gözün diğerine nazaran dikey ya da yatay hareketi (vergence), göz hareketleri, göz kırpma ve pupiller cevapları (dilatasyon-konstruksiyon) kapsar.

Güvenli bir uçuşta görsel bilgiler temel gereksinim olduğundan görsel yorgunluğun pilotlar için önemi büyüktür. Bu konunun önemi anlaşıldığından, özellikle modern uçaklarda, görsel monitörizasyona sürekli olarak ihtiyaç duyulmakta ve pilotun görsel yorgunluğa karşı alarm durumunda olması ve korunması sağlanmaktadır.

Görsel yorgunluğun belirtileri ortaya çıktığında kognitif ve psikomotor fonksiyonlarda bozulma ile sonuçlanabilir. Uçuş sırasında sürekli izleme ve tarama hareketleri görsel yorgunluğun gelişiminde anahtar fonksiyonlardandır. Görsel yorgunluk nedeniyle oküler fonksiyonların bozulması gözle izleme performansında önemli derecede azalmaya neden olur.

Görsel yorgunlukta göz lensinde akomodasyon bozulabilir. Görsel akomodasyon bozulduğunda göz hedefini tutturamaz. Kokpit içi cihazların panelleri ve dokümanların incelenmesi, dış dünya ile uçak içi ortamın mukayese edilmesi gibi odaklama gerektiren göz hareketlerinde zorlanma meydana gelir.

Refraksiyon kusuru ve göz hastalıkları gibi görsel yorgunluğun predispozan faktörlerinin önceden tespit edilerek önlem alınması korunmada önemlidir. Düzeltici lensler ve uygun güneş gözlükleri kullanımı korunmada temeldir. Self-imposed streslerden kaçınmak bir başka önemli tedbirdir.

Görev ve koşullar dikkate alınarak gözün birkaç saniye ya da dakikalık sürelerle dinlendirilmesi görsel gerginliğin azaltılmasında kullanılabilir. 1-2 saatlik ağır bir çalışma sonrası 15 dakikalık ara ortalama bir süre olarak önerilebilir. Uçuşta göz yorgunluğu meydana geldiğinde mürettebat sayısı yeterli ise uçakta dinlenme (uyku) faydalı olabilir. Reçetesiz satılan rahatlatıcı göz damlaları belirtilerin azaltılmasında kullanılabilir. Gece uçuşlarında kokpit içi panel ve cihazların rahat görülebilmesi için uygun bir aydınlatma sağlanmalıdır. Aşırı görsel iş yükü olan uçuşlardan önce en az 7 saatlik bir uykunun tamamlanması önemlidir.

Görsel yorgunluk pilot performansını zıt yönde etkilediğinden uçuş için tehlikeli bir durumdur. Birçok faktörün etkileşimi ile meydana gelebilir:

  • Self-imposed stresler, yorgunluk toleransı ve göz sisteminin zindeliği gibi kişisel faktörler,
  • İş-dinlenme planlamalarında operasyonel farklılıklar, çoklu zamansal bölge değiştirmeler, çoklu kalkış ve inişler, kısa konaklamalar, gece uçuşu ve kötü hava koşulları,
  • Kokpit ortamı ve cihazların kullanılabilirliği gibi insan faktörlerine ait mühendislik yaklaşımları.

Görsel yorgunluk belirti ve bulguları meydana geldiğinde uçucu tarafından kendiliğinden teşhis edilebilir. Örneğin gözler kapatılarak çevresel hareket ettirildiğinde kaşıntı hissi oluşuyorsa görsel yorgunluğa işaret eder. Korunma ve tedavi konusunda mürettebat yeterli bilgiye sahip olursa görsel yorgunluktan minimum seviyede etkilenir.