MİGREN VE DİĞER BAŞ AĞRILARININ PİLOT PERFORMANSI ÜZERİNE ETKİLERİ

Baş ağrıları en sık görülen şikâyetler arasındadır. Bazı ciddi hastalıkların ve rölatif olarak daha önemsiz hastalıkların semptomu olabilir. Pilotun uçuş kabiliyetlerini bozar, nadir olarak havacılık kazalarına neden olabilir. Bazı tipleri ise pilotun sertifikasyonu için engel teşkil eder.

WHO (Dünya Sağlık Örgütü) migren ve gerilim tipi baş ağrılarını büyük bir halk sağlığı sorunu olarak vurgulamıştır. Migren hastalarının tümünde ve gerilim tipi baş ağrılıların yaklaşık %60’ında sosyal aktivite ve çalışma kapasiteleri bozulmaktadır.

Migren vasküler baş ağrısı tiplerinden biridir. (beyin kan damarlarını kapsar) Tipik olarak şiddetli, genelde tek taraflı, tekrarlayıcı ve zonklayıcı tarzda bir baş ağrısıdır. İştah kaybı, bulantı, kusma, ışığa-sese-kokuya karşı duyarlılık artışı, noktasal körlük ya da ışık çakmaları şeklinde görsel rahatsızlıklar, el ve ayaklarda üşüme, konsantrasyon kaybı, konuşmada zorluk ve koordinasyon kaybı baş ağrısına eşlik edebilir.

Araştırmacılar beyindeki bazı hücre gruplarındaki anormalliklerin migrene neden olduğunu düşünmektedir. Migren atağı sırasında beyindeki değişiklikler görüntüleme teknolojileri ile izlenmiştir. Bilim adamları migrende ağrı merkezinin beyin sapında, kafa tabanında lokalize olduğuna inanmaktadır. Nöronların uyarılması, kan damarlarının genişlemesi ve iltihabı migren ağrısının karakteristiklerine neden olabilir. Damarlarda daralma ve dilatasyonun nöronlar arası iletişimde kimyasal aktif olan serotoninin olağan dışı düşük seviyeleri ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Serotonin uyku, ruh hali, iştah ve diğer vücut fonksiyonları üzerine etkilidir. Bu nedenle migren, depresyon, hipertansiyon ve diğer hastalıkların tedavisinde kullanılması araştırmalara konu olmaktadır.

Migrenin auralı (klasik tip) ve aurasız (yaygın tip) olmak üzere iki temel tipi vardır. Aura nörolojik bir rahatsızlıktır. Görsel bozukluk, kulakta çınlama, vücudun bir tarafında kuvvetsizlik gibi rahatsızlıkları kapsar ve baş ağrısından 15 dk. ile 1 saat öncesinde gelişir. Aura fazı olmadığında baş ağrısından saatler veya günler önce, yorgunluk, iştah artışı, enerji yükselmesi, uykusuzluk, duyarlılık artışı ve ruh hali değişiklikleri gibi bazı tehlike işaretleri ortaya çıkar.

Migren atağı 2 saat ile 3 gün içinde sonlanır. Herhangi bir yaşta ortaya çıkabilen migren, genellikle ilk atağını 10-30 yaşlarında gösterir, 50 yaştan sonra kaybolabilir. Bayanlar erkeklere oranla daha sık etkilenir, bu özellik genetik etiyolojiyi düşündürmektedir.

Dünya genelinde prevalansı değişiklikler gösterir. Avrupa ve Kuzey Amerika’da WHO’nun yaptığı 1 yıllık araştırmada yetişkinlerde %10-15 oranında migren görüldüğü tespit edilmiştir. Afrika’da bu oran %2,9-7,2 iken, Japonya’da %8,4’tür.

Uykusuzluk, açlık, yüksek seviyelerde ses ve ışığa maruz kalmak, anksiyete, stres ve yorgunluk migreni tetikleyebilir. Bayanlarda doğum kontrol hapları, menstruasyon, hormon replasman tedavisi gibi hormonal değişiklikler migreni tetikleyebilir. Kırmızı şarap, eski peynir, çikolata gibi gıdalar da migreni tetikleyebilmektedir.

Uçuşta gelişebilecek bir aura durumu, binoküler santral görüşü azaltarak, pilotun duyusal girdilerini bozar ve uçuş becerilerini etkiler. Cihazları okumakta zorlana pilot boşluktaki pozisyonunu algılayamaz. Gelişecek bir skotom (görüşün bulanıklaşması ve görme alanında kör noktalar) durumunda pilot zemine olan yüksekliği anlamakta zorlanır ve inişte problemler yaşar. Diplopia (çift görme) ya da elde duyu kaybı geliştiğinde kokpit içinde ekipmanların kontrolü için büyük sıkıntılar ortaya çıkar. Ruh hali değişiklikleri yargılama yeteneğini bozarak ciddi tehlike oluşturur. Tüm bu nedenlerle uçuş güvenliği için aura fazı kritiktir.

Pilotlar migren ataklarını tetikleyecek faktörlerden kaçınarak, atak gelişmeden önce farkına vardıklarında, uçuş performansını etkilemeyen orta şiddetli analjeziklerle tedbir alarak güvenli bir şekilde uçabilirler.

Ticari hava yolu pilotları (çok mürettebatlı uçaklarda), nörolojik açıdan bir patoloji saptanmadığında, 3-6 ay arasında migren atağı geçirmemişlerse uçuş için elverişli kabul edilebilir. 2 yıl içinde tetikleyici faktörlerden kaçınarak herhangi bir atak geçirmeyen pilotlarda sertifikasyonda kısıtlama olmadan uçuş yapılabileceği konusunda görüşler vardır. FAA’e göre migren ağrısı akut inkapasitasyon yapabildiğinden sertifikasyonda elenme nedeni olarak değerlendirilmektedir. Fakat bazı vakalar için sık olmayan orta şiddetli migren durumunda karar doktorun kişisel yorumuna bırakılarak verilebilmektedir.

Avustralya Taşımacılık Güvenliği Bürosu, Bell 206B JetRanger helikopter kazasında pilotun yaşamını yitirmesi sonrası, şiddetli migren ağrısına atıfta bulunarak önemini vurgulamıştır. (18 ağustos 1998) Kaza sabahında pilotun uçuş öncesinde baş ağrısı şikayeti olduğu tespit edilmiştir.

Migren Tedavisinde Genel Yaklaşımlar

  1. Profilaktik tedavi migrenden korunmada, frekans ve duyarlılığın azaltılmasında kullanılır. Bu kategoride kullanılan tedaviler, beta blokörler, kalsiyum kanal blokörler gibi ilaçlarla yükselmiş kan basıncı ve düzensiz kalp atımlarını kontrolü kapsar
  2. Semptomlar ortaya çıktıktan kısa süre sonra abortif tedavi uygulanır. Bu kategoride ergotaminler, barbitüratlar, kodein (pilotlarda kullanılamaz), kafein, analjezikler kullanılır. Triptan tedavisi migrenin tüm sınıflarında günümüzde etkili bir şekilde uygulanmaktadır.

Tedavi ajanlarını çoğu uçuş görevleri sırasında kullanıma uygun değildir. Orta dereceli analjezikler, örneğin kafein kabul edilebilir niteliktedir. Triptan grubu (sumatriptan) her zaman etkili olamayabilir, yorgunluk ve sersemlik haline neden olabilir.

Ataklar sıklaştığında profilaktik tedavi kullanımı anlamlı olur. Profilakside kullanılan çoğu ilaç yan etkilere sahiptir ve atakların hepsinde etkili değildir. Bu nedenle çok az pilot tarafından tercih edilebilecek bir tedavidir. (lisans kısıtlamalarına neden olabilecek bir tedavi yöntemi) Şartlara bağlı olarak beta blokör gibi profilaktik ajanlar, kişisel değerlendirme ve kontrollü bir şekilde kısıtlamaya neden olmadan kullanılabilmektedir. FAA profilaktik tedavileri ve triptan ilaçlarını uçuştan 24 saat önce kesilmek koşuluyla kabul edilebilir görmektedir. Narkotik analjeziklere ise izin verilmemektedir.

1999 yılında New Jersey’de ki Beech S35 Bonanza tipi uçak kazasında pilot uçağın kontrolünü kaybetmiş ve kendisiyle birlikte 2 yolcunun ölümüne neden olmuştur. Kaza sonrası incelemede pilotun migren nedeniyle uygunsuz ilaç kullanımının öyküsü tespit edilmiş ve olası bir kaza nedeni olduğu vurgulanmıştır. İlacın barbitürat grubu olduğu otopside saptanmıştır. (sersemlik, baş dönmesi gibi yan etkilere sahiptir)

Migrenin Diğer Tiplerinin Karakteristik Semptomları

  • Stroke ya da transient iskemik atak gibi durumlarda konfüzyon nedeniyle, baş ağrısı şikayeti olmadan migrenin diğer semptomları ortaya çıkabilir. Semptomların beyin arterlerinde spasm nedeniyle oluştuğu düşünülmektedir. Bu grup migren tipleri içinde %5’lik bir kısmı oluşturur.
  • Baziler migren, kafatası tabanında şiddetli bir baş ağrısıyla karakterize, auralı migrene benzer bir migren tipidir. Semptomlar körlük, konfüzyon, konuşma yeteneğinin bozulması, çift görme, karıncalanma duyusu ve hafif paralizileri kapsar. Tipik olarak 30 dk. sürer ve günlerce devam edebilir. Genellikle genç yetişkinlerde görülür.

Migren gibi küme tipi baş ağrıları (cluster type) da vasküler kökenlidir. Ani olarak ortaya çıkar, genelde 1-2 saat sürmekle birlikte, bazen 1 günden 6 haftaya kadar uzayabilirler. Ağrı genelde başın tek tarafındadır, göz altında şişlik, gözlerde sulanma aynı tarafta nazal konjesyonla karakterizedir. Manik depresyon hastalarında kullanılan lityum en efektif tedavi seçeneğidir. Küme tipi baş ağrıları %80 oranında erkeklerde görülür, tipik olarak 20-40 yaşlarında sıktır.

Gerilim tipi baş ağrıları en sık görülen baş ağrısı tipidir. Her yıl popülasyonun %60’ında ortaya çıkar. %90’ınında herhangi bir hastalık etiyolojide yoktur. Bayanlarda daha sıktır ve genelde gençlik döneminde rastlanır. Boyun, omuz ve baş kaslarında gerilim nedeniyle ortaya çıkar. Kas gerilmeleri emosyonel stresler, konforsuz vücut pozisyonu, yorgunluk, dehidratasyon, göz yorgunluğu ve influenza gibi hastalıklar nedeniyle oluşur. Genelde sabahları ya da erken öğleden sonra meydana gelir, gün içinde yoğunlaşır. Genelde çift taraflıdır, omuz ve boynun arkasına ağrı vurabilir. Genellikle baş, boyun ve omuzlara yapılan masajla, dinlenme ve sıvı alımı, reçetesiz analjeziklerle kolayca tedavi edilir.

İlaçların yan etkileri, enfeksiyonlar ve yaralanmalar, çeşitli hastalıklar da baş ağrısına neden olabilmektedir:

  • Sinüs enfeksiyonları genelde başın ön tarafında, gözün arkasında, kaşlar üzerinde, yanak ve çenede ağrıya neden olur. Ağrı soğukta, sabahları, nemli havalarda ve ani irtifa kayıplarında ortaya çıkar. Sinüs ağrıları tipik olarak antibiyotik ve dekonjestanlarla tedavi edilir.
  • Glokom gözlerde ağrı, periferik görüşün daralması, görsel bozukluk ve bazen körlüğe neden olabilen göz içi basıncın arttığı bir hastalıktır. Göz damlaları ve diğer tedavilerle göz içi basınç düşürülerek ağrı giderilir.
  • Ensefalitler, beynin virüslerle tipik olarak inflamasyonudur. Baş ağrısı, ateş, kusma ve ense sertliği semptomları ile karakterizedir. Beynin fonksiyonlarını etkileyerek, kişilik değişiklikleri, nöbetler, uyku hali, vücut kısımlarında kuvvetsizlik ve komaya neden olur. Antiviral ajanlarla tedavi edilir.
  • Menenjitler meninkslerin inflamasyonudur. Bakteri ya da virüs nedeniyle otoimmün sistem reaksiyonu, omuriliğe kimyasal enjeksiyonu, ya da ilaç yan etkileri nedeniyle meydana gelir. Solunum sıkıntısı, baş ağrısı, ateş, ense sertliği, kusma, boğaz ağrısı yapabilir. Şiddetli vakalar koma ve ölümle sonuçlanır. İ.V. antibiyotikler ve steroidlerle tedavi edilir.
  • Beyin apsesi baş ağrısı, bulantı, kusma, uykusuzluk, uyuşukluk ve kişilik değişikliklerine neden olur. Antibiyotiklerle tedavi edilir.
  • Beyin tümörlerinde genellikle ilk semptom baş ağrısıdır. Ağrı genellikle devamlı ve tekrarlayıcıdır. Diğer erken semptomlar koordinasyon bozukluğu, sersemlik ve çift görmedir. Cerrahi olarak tedavi edilir.
  • Kafa travmalarında kafa içi kanamalar, kontüzyonlar ve beyin sarsıntısı nedeniyle baş ağrısı oluşur. Ağrı kalıcıdır ve günler-aylarca sürer. Kafa içi monitörize edilerek, gerekirse cerrahi tedavi uygulanır.
  • Hipertansiyon başta atım şeklinde hisse neden olur, nadiren de baş ağrısı yapar.

Çoğu baş ağrısı uçuş görevlerinde performans üzerine olumsuz etkilidir. Bazı şiddetli ağrılar görevin geçici olarak sonlandırılmasına neden olmaktadır. Tedavi rejimleriyle çoğu ağrı kontrol altına alınabilse de, bazı tedavilerin lisansın kaybedilmesine neden olabileceği de unutulmamalıdır.